#Güncel

Ah O Eski Ramazanlar

Bölüm 1

Ramazan Eğlenceleri

Zorlu PSM, 13 Haziran’ da, “Direklerarası” adını taşıyan proje ‘Direklerarası Ramazan Eğlenceleri’ ne ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Alaturka Records’ un sahneye taşımaya hazırlandığı eski İstanbul’un kadim geleneklerinden biri kabul edilen Direklerarası Ramazan eğlenceleri nedir, gelin biraz göz atalım.

Dedelerimize, ninelerimize, “Ah, nerde o eski ramazanlar…” dedirten Ramazan günlerine, eskinin güzelliklerine kısa bir zaman yolculuğuna çıkıyoruz; kemerleri bağlayın.

Koca koca yapıların yeşil ile henüz savaşa başlamadığı, mahallelerde cıvıltıları kuşlarla yarışan çocukların oyun oynadığı, arabasını kapan seyyar satıcıların mahallelerde dolaştığı, paylaşmanın ve dürüstlüğün en büyük değerlerden olduğu güzel bir sokak burası… Babalar, mahallenin küçük kahvehanesinde iftar öncesi koyu sohbette, anneler iftara hazırlık yapmakta… Açık mutfak camlarından dışarı enfes kokular yayılıyor. Bütün anneler hünerli, eli bol, sevgi dolu ve biraz da iftara yetişme telaşı içinde. Sokağın sonunda sağ köşede fırıncı amcanın sıcacık pideleri ve pide kuyruğundaki sabırsız çocukların gülüşmeleri… Kimi topuyla gelmiş, pidesini beklerken oynuyor, kimi bisikletinin kornasını mütemadiyen çalıyor. Hepsinde tebessüm ve hepsinde heyecan; iftar sonrası eğlencenin heyecanı… İftar sofralarının dost muhabbetiyle daha da zenginleştiği, güzelleştiği bereketli bir ayı birlikte geçirmenin mutluluğu herkesin gözlerine yansıyor.

eski ramazanlar

Ve oruçlar açıldığına göre şimdi sıra şenliklerde… Bütün gün bu anı bekleyen çocuklar anne ve babalarıyla çadır eğlencelerinin yapıldığı yerleri gezmeye başlıyor. Bunlardan en önemlisi ve en canlısı Şehzadebaşı’ndaki Direklerarası. Gölge oyunları, kukla gösterileri, çocukları kendilerine hayran bırakan sihirbazlar, uzun tahta bacaklar, salıncaklar, çember çevirenler… Mısırcı, pamuk helvacı, salepçi, macuncu çadırların arasında dolanıyor. Çadırlardan birinde fasıl var, diğerinde omzunda mendili, elinde asası ile Meddah. Toplamış insanları etrafına anlatıyor. Anlatırken güldürüyor, güldürürken düşündürüyor. Kavuklu ve Pişekar’ ın yanlış anlamaları, gülünç hareketleri, ağız taklitleriyle geçen orta oyunu ve küçük kahvehanelerde, çayhanelerde nargile, çay ve kahve eşliğinde erkek muhabbetleri… Sahura kadar süren eğlence dönüşü, yeni bir gün için, yine aynı güzel telaş ve heyecanla geçecek bir gün için gözler kapanıyor.

Belediyelerin bize eski Ramazanları yaşatmak için yaptığı çalışmalardan, hazırlıklarından bir sonraki yazıda bahsedeceğim.  Eski Ramazanları günümüze taşımak ve bizi o dönemin atmosferiyle buluşturmak fikri çok güzel ve heyecan verici. Benim merak ettiğim eskinin horoz şekerinin, pamuk helvasının tadını alabilecek miyiz? Meddahın anlattığına gülerken düşünebilecek miyiz?

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı